1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. “Enseyi karatmayın, insanlık kötüye gitmez”
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

“Enseyi karatmayın, insanlık kötüye gitmez”

A+A-

ABD ile yaşanan kriz, Ortadoğu’daki savaş, bölgemizdeki çalkantılar, dövizdeki yeniden yükseliş ve seçim sonuçları tartışmaları…

Büyükçekmece ve Maltepe’de yeniden seçim, İstanbul genelinde seçimlerin yenilenip yenilenmeyeceği beklentileri ve piyasalardaki durgunluk…

Türkiye’nin ve dünyanın içinde bulunduğu böylesine sıkıntılı dönemlerde Merhum Üstat Çetin Altan, “Enseyi karartmayın” derdi.

Söyleşi ve yazılarında artık düşün dünyamıza mal olan bu sözü ile Altan, geleceğe olan güveni ve çağdaşlaşmaya olan inancı ifade ederdi kuşkusuz.

88 yaşında yaşamını yitiren duayen gazeteci Çetin Altan, aynı zamanda dilimizi de zenginleştirmiş "enseyi karartmamak", ‘İnsanlık kötüye gitmez’ gibi, birçok özdeyişi Türkçe’nin bir parçası haline getirmişti.

 

* * *

 

88 yıllık yaşamının 70 yılını yazın sanatına ayıran, salt yazı yazarak ayakta kalabilmeyi başaran ender insanlardan biri olarak Altan’ın 2000’li yıllarda seslendirmeye başladığı ‘Enseyi karartmayın’ özdeyişi ile önümüzdeki 20-30 yıl daha dünyada ve ülkemizde bu çalkantıların süreceğini işaret ediyordu.

O dönemler yaşanan sıkıntı ve çalkantılardan bunalmış insanlar, “Eyvah, daha 20-30 yıl mı sürecek bu sıkıntılar” diye hayıflanırdı.

O, 2015’te aramızdan ayrıldı…

Yıl 2019 ve Türkiye’de, dünyada hala çalkantılar sürüyor…

İnsanlığın geriye gittiğine yönelik geçici, Konjonktürel gel-gitler yaşansa da temelde insanlığın geri gitmediği, gitmeyeceği açık.

 

* * *

 

Dünyanın tanıdığı en çok köşe yazısı yazan birkaç isimden biri olan Üstat Altan, gazetecilik ve yazarlığının yanı sıra 1965-69 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi Milletvekili olarak TBMM'de yer almıştı.  1946'da Ulus Gazetesi'nde başladığı gazetecilik yaşamında Altan, Türkiye gazeteciliği için nadir nitelikte, evrensel bakışını edebi lezzetle ve mizahla buluşturan yazılarıyla okurlarının dünyasını, yaşamını, ufkunu genişletti yıllar boyu.

Türkiye’de gazeteciliğin ve edebiyatın en güçlü kalemlerinden biriydi ve yine kendi deyimiyle, “Türk yazarlarının bir tefrika hâlinde kuşaktan kuşağa uzayıp giden kahırlı öyküsü”nden, yani düşüncelerinin, sözlerinin, yazılarının cezalandırılmasından o da payını almış, yüzlerce kez yargılanmış ve Sağmalcılar Cezaevi’nde hapis yatmıştı.

Ülkemizin ve dünyanın sayılı yazın ve düşün adamı olarak onunla ilgili Bursa’mızda yaşanan küçük bir anekdotu paylaşmak isterim.

Günlük gazetelerimizden birinde Yazı İşleri Müdürü, adaylar içinde işe alacağı, iletişimden yeni mezun biriyle iş görüşmesinde sorar; “En büyük özelliğin nedir?”

Genç aday; “Efendim ben çok iyi köşe yazarım, Çetin Altan halt etmiş yanımda”!

Yazı İşleri Müdürü de ona iki sözcükle kapıyı gösterir;

‘Has…tir’!..


* * *

 

Kuşkusuz onun da hataları vardı her insan gibi ama sevapları daha çoktu.

Bu gün oğullarının yanlışları üzerinden onu değerlendirmek kuşkusuz büyük bir haksızlıktır.

Büyük bir yanlıştır…

Hangi ideolojik saplantı, hangi kafa yapısı ve siyasi eğilimle o bu açıdan değerlendirilebilir?

Bunu anlamak gerçekten olası değil…

Türkiye bu gün içinde bulunduğu seçim tartışmaları, ekonomik kuşatılmışlık ve gelecek endişeleriyle çalkantılar yaşamakta.

Ve bunun ne kadar süreceğine yönelik öngörüler de kolay yapılamıyor.

Ne ki, diyalektiğin gösterdiği yol açık, Büyük Üstad’ın da dediği gibi “İnsanlık geriye gitmez”…

Enseyi karartmamak gerek’ yani…

 

+++++++++++++++++

++++++++++++++++++++++++++++

Bu yazı toplam 185 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.