1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Gerçek tutuculuk hangisi?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Gerçek tutuculuk hangisi?

A+A-

İnsanlık tarihi için küçük, ama Türkiye Cumhuriyeti’nin bu uzun diliminde bizim kuşak bütün bu süreç içerisinde önemli kırılma noktalarını da yaşamadı değil.
4 büyük ve onlarca küçük darbe ve girişimi…
68 kuşağının rüzgârına kapılıp, “Bağımsız Türkiye” dediğimiz için hor görüldüğümüz, 80’lerde “Ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen” dediğimiz için dışlandığımız, 90’larda “Adil düzen” taleplerimizin yine bir darbeyle ötelendiği, şimdilerde de “Dünya beşten büyüktür” sloganı yüzünden dışlandığımız, abluka altına alınmak istediğimiz günler…

Ve, halk iradesinin meşru olmayan yollardan alaşağı edilmesi girişimlerine karşı durduğumuz için “Döneklik” ile suçlanmamız!..
 

* * *

Oysa değişim kaçınılmaz, durağanlık asıl gerçek tutuculuk değil mi?
Değişmeyen tek şey değişimin ta kendisi…
Kimine göre “dönmüş” görülmemiz aslında ne?
Bir yere falan döndüğümüz yok oysa…
Dönen dünya…
Siz, her gün yazı yazan bir yazar olsanız ve bir yazınızda salt Nazım, Abidin Dino adlarını kullandınız diye komünistlikle suçlansanız ve o nedenle eleştiri alsanız…

Öte yandan bir başka yazınızda Allah’ın selamını savunduğunuz ve ayet örneği verdiğiniz için ‘Aşırı dinci, Yobaz’ olarak yaftalansanız…

Ve yine bir başka yazınızda da hükümetin demokratik reformlarını beğendiğinizi söylediğiniz için ‘dönek’ olarak eleştirilseniz ruh haliniz nasıl olurdu?
Sizinki nasılsa, benimki de öyle!..
Yapacak bir şey yok, yapmaya da…
Hamama giren terler...
              *
Oysa değişen pek bir şey yok…

Dün, Millet iradesinin yanındaydık, bu gün de.
Dün, AB yanlısıydım, bu gün de.
Dün, dünya ile ekonomik ve demokratik uyumu savunuyordum, bu gün de.
Dün, fikir ve düşünce özgürlüğünden, inançlara saygıdan yanaydım,
Bu gün de.
Dün, köyden değil ama köylülükten kurtulmak gerekliğini söylüyordum.
Dün, Hak-hukuk, emekten yanaydım, bu gün de.
Dün, adil bir gelir bölüşümünü savunuyor, toplumsal kesimler arasında eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini belirtiyordum.
Dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde artık bulunmayan yüz binlerce lojman, sosyal tesis ve kullandığımız resmi binek aracı saltanatına son verilmesini söylüyordum, bu gün de.

Dün toplumun değer yargılarına saygılı olunmasını istiyordum, bu gün de.
Dün, Atatürk ve dini duyarlılıkların kalkan yapılmasına karşıydım, bu gün de.
Dün, Cumhuriyetin bir çerçeve olduğunu, asıl önemli olanın onun içinin demokrasi ile süslenmesi gereğini söylüyordum, bu gün de.

Dünkü düşüncelerim, bu gün büyük ölçüde hangi siyasal anlayış ve yapıyla örtüşüyor, olay bu oysa.
Ve asıl sorun sanırım kendilerinin hiç değişmediğini, oldukları yerde durduklarını söyleyenlerde.
Önemli olan dün ne söylendiği, ne yapıldığı değil, bu gün ne söylediği değil midir?
Emek sermaye çelişkisinden yola çıkarak, adil bir düzenin proletarya diktatörlüğü ile gerçekleşeceği tezinden dönmekse anlatılmak istenen, o başka!

++++++++++++++++

 +++++++++++++++++++++++++

Bu yazı toplam 164 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.