1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Sükûnet ne zaman sağlanır?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Sükûnet ne zaman sağlanır?

A+A-

Adaletin olmadığı yerde insanlık da yoktur.
Çünkü adaletin olmadığı, adaletin dışlandığı, adaletin ötelendiği bir yerde insanın kimliğinden söz etmek, insanın insanca bir yaşam kurabileceğini savlamak olası değildir.
Adalet aynen özgürlük gibi insan onurunun bir gereğidir.
Siyasetten, ekonomiye, hukuktan küresel ekonomiye kadar her alanda adalet ilkesini gözetmeyen bir dünyanın insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesi olası değildir.
Bu gün dünyanın hemen her yanında zulüm ve şiddet sürmekte…
Güçlüler insanları öldürerek egemenlik alanlarını genişletme yahut ellerinde tutma adına sürekli kıyım yapmakta.
İnsanı insan yapan tüm değerler ayaklar altına alınarak paspas edilmekte.
Haklı olanın değil, güçlü olanın borusu ötmekte.
Bu yerleşik durum zaman-zaman şiddetlenerek sürüp gitmekte…

* * *
İnsan toplulukları umarsız, insanlar acı çekmekte…
Bu dünya adil değil!
Ne ki bu, insanların bu dünyada sınav için bulundukları o nedenle de bunların doğal olduğuna götürmez bizi.  Adaletsizlikler insan eliyle yapılıyor çünkü.    
O kadar adaletsizlik, bu kadar eşitsizlik yine insan eliyle katmerleştirilerek çoğaltılıyor.
Peki, ne yapmak gerek bu dengesiz, bu adaletsiz yapının sonsuza dek böyle sürüp gitmemesi için?
 
              * * *
Kapitalizmin temel amacı kâr…
Temel kurgu bu…
Ancak, kapitalizm bu amacı doğrultusunda yol alırken zaman-zaman bunalımlara da girmekte.
Ve her seferinde de kapitalizm bu bunalımdan bir çıkış yolu bulabilmekte.
Değişen üretim biçimlerinin de katkısıyla derinleşen krizleri kapitalizm yeni dönüşümlerle aşabilmekte.
1929 ve ikinci dünya savaşı yıllarının krizlerini nasıl aştığı ortada.
Bu günkü krizin diğerlerinden de derin olduğu söyleniyor…
Kuşkusuz kapitalizm bu bunalım dönemini de aşacak…
Ama ne pahasına?
On binler, yüz binlerce insanın kanı, milyonlarca insanın gözyaşı pahasına değil mi?
                
* * *
 
Kapitalist toplumların tarihsel gelişim seyrinde ortaya çıkan sıçrama ve kırılma noktalarını iyi anlamak gerek.
Gelişim seyrini anlama ve değişik tarihsel kesitlerde sistemin oluşturduğu farklı ve bütüncül yapıları da iyi görmek gerek.
Eşitsiz ve sıçramalı gelişmenin üretim tarzlarına bağlı olarak toplumsal aşamalarla ilintili olduğunu, bunların içinde ise tarihsel dönem kavramı ile karşılığını bulduğunu da iyi bilmek gerek…
Uyduruk, hamasi ve ufuksuz bakış açılarıyla ve temelsiz değerlendirmelerle olayı kavrayabilmek olası değil.
“Kahrolsun Emperyalizm” demekle bu yapı kahrolmuyor…
 
                      * * *
   
Kapitalizmin temel güdüsünün kâr olduğunu söyledik.
Uluslararası silah üreticileri ve tüccarları bunlara Pazar bulabildikleri sürece üretmeyi ve satmayı sürdürecekler kuşkusuz.
Ama nereye kadar?
Öldür, öldür bunun bir sonu olacak…
Bir de silah üretip, satmaktan daha kârlı sektörler ortaya çıktığında bunun sonu gelecek bir gün kuşku yok ki.
Görüldüğü gibi zaten ABD ülkelere eskisi gibi direkt askeri güçle müdahale etmiyor…
Önce ekonomi yetmezse de maşa kullanıyor.                                                                 
Öyle görünüyor ki, savaşlar karlı olmaktan çıkınca sükûnet sağlanacak…

Bu yazı toplam 166 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.