1. YAZARLAR

  2. Orhan Kaplan

  3. Tarımda çalışanların sayısının azalması kötü mü?
Orhan Kaplan

Orhan Kaplan

Tarımda çalışanların sayısının azalması kötü mü?

A+A-

Türkiye’de siyaseti fildişi kulelerinden yapan siyasilerin ilgisiz alanlarda ortaya serdikleri yaklaşımlar ve savlar çokça kez onları gülünç duruma düşürüyor.

32 yaşında 1981’de Cunta yönetiminin Danışma Meclisi’ne alınan, daha sonra Halkçı Parti ve Sosyal demokrat Halkçı partide siyaset yapan, son olarak yine CHP’de Milletvekilliği yapan Fikri Sağlar’ın geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalındaki tartışma programında söylediği şu;
“Bu iktidar zamanında tarımda çalışanların sayısı azaldı, tarımı öldürdüler…”

Peki, doğru mu bu?
Başı doğru, sonu yanlış…
Evet, tarımda çalışanların sayısı son yıllarda azaldı ama Türkiye’de buna karşın tarımsal üretim arttı.
Birim başı verim de arttı…
Türkiye’de çiftçi sayısı son 10 yılda yüzde 38 azaldı.
Bu rakamlarla sabit…
Tarım alanları da son 15 senede yüzde 12 küçüldü çeşitli nedenlerle.
Ama çalışan sayısı azaldı ama buna karşın toplam tarımsal verimlilikte artış sağlandı.
Peki, bu kötü bir şey mi?
Kimilerine görü kötü!..
Kimilerine göre ise asıl kalkınmanın, sanayileşmenin yolu…
Elma ile armut ağacını dahi ayırt edemeyen kimilerinin şikayeti şu;
“Kendi kendimize yeten 7 ülkeden biriydik, şimdi dışarıdan saman, mercimek satın alıyoruz…”
Çeyrek yüzyıl öne kırsal nüfus sayısı genel nüfus toplamının yüzde 30-35’i iken bu gün bu rakam yarı yarıya azaldı.
Bu, bütün dünyada da hemen hemen aynı seyri izledi.
Türkiye’nin bu konuda biraz daha zorlanması ve biraz daha bu sayıyı indirmesi de gerekiyor, çünkü geç başladı düşüşe…

* * *
Türkiye’nin kalkınma modeli sanayileşme…
Türkiye yıllar önce sanayileşerek kalkınma kararı verdi.
Biraz geç de olsa iyi ki de bu kararı verdi.
Çünkü yeryüzünde salt tarımsal üretimle kalkınmış bir ülke yok…
Kaldı ki, Türkiye’nin çokça üründe dünya ile rekabet edebilecek coğrafi, toprak, su yani iklim koşulları pek de yeterli değil.  
Bin kamyon domates yahut yüz kamyon salça satarak eğer karşılığında bir uçak, tank, elektronik malzeme alacaksak, bunun geçeri yok!
Sonu da…
Türkiye sanayileşmek zorunda…
Tarımı da göz ardı etmeden hiç kuşkusuz.
Turizmi de…

* * *
Son çeyrek yüzyılda tarımın sanayi içindeki payı azaldı ama tarımın payı kendi içinde eskiye göre çoğaldı.
Buna koşut dış satımda artarak en son 17 buçuk milyar dolara ulaştı.
Dışarıdan alınan gıda ise 13 buçuk milyar dolar.
Tarımsal dış ticaret artı değer vermekte ve bu artarak sürmekte.
Evet, Türkiye bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten bir ülkeydi.
O zamanlar nüfusu 40-50 milyondu.
Dışarıdan gelen yabancı turist sayısı da bir-iki milyon dolayındaydı.
Bu gün nüfusumuz 82 milyon, 6 milyon da göçmen ve sığınmacıyı eklersek 88 milyon ediyor.
Üstüne bir de bu gün ulaştığımız 40 milyonun üstündeki yabancı turisti ekleyelim, 130-140 milyonu doyuran bir ülkeyiz.
Çeyrek yüzyıl öncesine göre 3 misli bir nüfus…
Buna karşın tarımsal dış ticaretimiz artı vermekte.
Kuşkusuz kimi ürünleri dışarıdan alıyoruz ama bunların bir kısmını işleyip yine dışarı satıyoruz.
Bu da artı değer oluşumuna güç katıyor.
Fildişi kulelerden ahkâm keserek Türkiye’nin tarım politikalarını eleştirmek trajik komik olmuyor mu?

Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.